Uzlaşma; Kanayan Bir Yara mı? Bir Kurutuluş Reçetesi mi?
5237 sayılı TCK nun 73/8 ve 5271 sayılı CMK nun 253 ve 254. maddeleri ile getirilen uzlaşma kurumu tartışılmaktadır.

Tartışmayı yürütenler temelde ikiye ayrılmaktadır. 

   

Bir kısım görüş sahipleri; uzlaşma kurumuna tümü ile karşıdır ve kaldırılmasını talep etmektedirler. Bu görüş sahipleri de kendi aralarında ikiye ayrılmaktadır. 

 

Uzlaşma kurumunun tümü ile kaldırılmasını isteyenlerin bir kısmı kurumun uygulanamaz olduğunu söylemekte ve bu nedenle kaldırılmasını istemekte iken diğer bir kısmı uzlaşma kurumunun kendisine karşı çıkmaktadırlar. 

 

Diğer bir kısım görüş sahipleri; uzlaşma kurumunu ilke olarak benimsemekle birlikte, düzenleniş itibarıyla uygulanamayacağını öne sürüp kurumun yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunmaktadırlar. 

 

Uzlaşma kurumunun tümü ile kaldırılmasını görüşüne katılmadığımı belirtmek isterim. Uzlaşma kurumu, ilke olarak yerinde bir kurum olup hayata geçirilmesi önem taşımaktadır. Zira; uzlaşma ile;

   

a)Mağdurun suçtan doğan zararı ucuz, hızlı ve kolay bir şekilde giderilecektir,

 

b)Taraflar arasında kendi iradeleri ile uzlaşma sağlandığında; yargılama sonucunda verilen cezadan tatmin olmama, suçla meydana gelen kızgınlığın sürmesi gibi nedenlerle uyuşmazlığın sürdürülmesi, yeni ve daha büyük uyuşmazlıkların oluşması engellenecektir, 

 

c)Uyuşmazlığın uzlaşma ile giderilmesi ile yargılama makamlarının yükü azaltılmış olacaktır.

 

 

***Yazının tamamını word dosyası olarak indirmek için TIKLAYIN.

 

 
Son Güncelleme ( Perşembe, 14 Aralık 2006 )